Bozcaada konum açısından, tarihi ve mitolojik olarak çok zengin bir bölgede Kuzey Ege’de yer alıyor. Antik Troya Kenti, adanın tam karşısında bulunuyor. Adanın mitolojik ismi Tenedos’a eski kitaplarda oldukça sık rastlanıyor. Tenedos, anakaraya-boğaza yakın olması ve çağlar boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bir Ada olması nedeniyle kültürel açıdan çok zengin noktaları var. Klisesi, camileri, kalesi, müzesi, manastırı gibi.. Sizde fotoğraf makinanızı alın elinize ve tarihe tanıklık edin.
Bozcaada bir şarap adasıda denebilir.. Bağcılık ve şarapçılık, geçmişi yıllara dayanıyor. Ada’da yaşayıp da bağı olmayan, şarap yapmayı bilmeyen yok gibi neredeyse. Dünyaca ünlü ödüller almış bir çok üzüm yetiştiriliyor ve şaraba dönüştürülüyor burada.
Bozcaada’nın en dikkat çekici yanlarından biri de bakir koyları. Ada’da denize girilebilecek çok sayıda irili ufaklı koy bulunuyor. Temiz denizi ile dalış yapanların da tercih ettikleri bir yer üstelik. Ama en çok Ayazma ve Habbele koylarında denizle buluşuyor insanlar.. diğer koyları keşfetmek size kalmış..
Rüzgar, Bozcaada hayatının vazgeçilmez bir parçası. Ada’dayken onunla yaşamaya alışıyor insan. Aslında Ada’ya verilmiş bir hediye gibi rüzgar. Çoğu insanın bunaldığı yaz ortasında siz serin serin yazın tadını çıkartabiliyorsunuz. Ayrıca Batı Burnu’nda bulunan Rüzgar Gülleri Ada’nın simgesi haline gelmiş. Burada bir şişe şarabını alıp günü batırmadan, kızılla sarının dansını izlemeden adadan ayrılmak olmaz.
Bozcaada Türk ve Rum Mahallesi olmak üzere iki kısma ayrılıyor. Her ikisininde mimari özellikleri farklı. Her defasında başka güzellikler keşfediyorsunuz ara sokaklarda gezindikçe.. Adeta doğal fotoğraf platosu gibi sokaklar.. çiçekler, kapılar, pencereler size en iyi pozlarını veriyor gibi…
Birde Göztepe var. Adanın en yüksek noktası, 192 metre. Genelde buraya Ada’yı kuşbakışı görmek isteyenler çıkıyor ve etkileyici bir manzara ile karşılaşıyorlar.
Yemekse ayrı bir keyif Ada’da. Hayatınızda en güzel balıkları, taze otları, en güzel zeytinyağlıları, yöresel yemekleri burada yiyeceksiniz. Hele birde Sardunya Otelin sahibesi Fatma Hanımın dillere destan reçellerini tattınız mı keyfinize diyecek olmayacak. Belkide bugüne kadar hiç tatmadığınız domates reçeli, gelincik, havuç, patlıcan, incir, gül, karadut, böğürtlen, üzüm, balkabağı ve daha nicelerini burada tadıcak, tadına aşık olucak ve hepsinden evinize götürmek isteyeceksiniz.
Adaya ne zaman gidilir diye soracak olursanız. Bunun cevabı 4 mevsim olur aslında. Genelde yazın tercih edilsede Ada diğer mevsimlerde gelen, daha bir aşık olup döner buradan.
Ilkbaharda doğanın uyanışına tanıklık ediyorsunuz burada. Adanın en yeşil halini görmek için bile nisan mayıs gibi gelinmeli adaya. Özellikle gelincik zamanını kaçırmayın bizce..
Sonbaharsa adanın belki en huzurlu olduğu anlar yaşanır. Yaza inat sonbaharda deniz şurup gibi oluyor içinizden denize sitem etmek geliyor. Yollar, sokaklar, plaj size kalıyor ya da sizin gibi sakinliği sevenlere… Bağbozumuna tanık oluyorsunuz ve her anı hafızanıza kazımak istiyorsunuz.. Uzun yürüşyüşler yapmak, üzüm, böğürtlen, incir yemek de cabası oluyor..
Kışınsa Ada tam anlamıyla sakin bakir sessiz oluyor. Sobalarını yakmıs bir iki cafe, bir kaç restaurant. Güneş pırıp pırıl parlıyor yinede ama serince esiyor poyraz.. yazı özleyin dercesine. Biraz inzivaya çekilmek, sadece iç sesinizi duymak, kitap yazmak, resim yapmak isterseniz ada sizi bekliyor olacak.
Bozcaada’nın yaz boyu etkinlikleri hiç bitmiyor. Yerel Lezzetler Festivali, Şarap Tadım Günleri, Aya Paraskivi Panayırı, Ozanın Günü ve İlyada Okumaları, Bağbozumu Festivali.. ve daha bir çok etkinliğe ev sahipliği yapıyor ada. Ama siz siz olun yerinizi ayırtmadan Adaya gelmeye kalkmayın. Çünkü günler öncesinden otellerde yer kalmayabiliyor.
Bozcaada’yı keşfetmek anlatmakla olmaz. Siz geliceksiniz Adaya, geçirdiğiniz her an altın değerinde olacak ve burayı çok özleyeceksiniz tekrar tekrar geleceksiniz.. Demedi demeyin..
İyi tatiller.